Haberler

Tm sektrlere ait haberler aylara gre listelenmektedir. Haberlerin ieriini grmek iin balklarn zerine tklaynz.

ANADOLU JET MAGAZİN’de KUŞADASI
blank

Kuşadası Ticaret Odası’nın, Kuşadası’nın tanıtımı amacıyla başlattığı çalışmalar dahilinde, Kuşadası’na gelerek 5 gün süreyle izlenimlerini yazan ve bol bol fotoğraf çeken Anadolu Jet Magazin dergisi ekibi, Temmuz sayısında Kuşadası’nı kapağına taşıdı ve Kuşadası’ndan övgüyle bahsetti.

Kuşadası’nın sokakları, plajları, sosyal yaşamı, el sanatları, çarşısı ve yakın çevresinin fotoğraflarıyla 8 sayfa yer bularak yüzbinlere ulaştığı Anadolu Jet Magazin dergisinde Kuşadası ekteki yazı ile yer aldı.

Anadolu Jet Magazin - Temmuz 2014

Her Şey Dâhil Kuşadası

İlk yerleşimi milattan önceki tarihlere uzanan bir coğrafyadır Kuşadası. Onlarca medeniyete ev sahipliği yapan ve her gelenin izini bıraktığı bu bölgeye girdiğiniz andan itibaren sizi büyülü bir atmosfer karşılar; rengârenk bir körfez, pırıl pırıl plajlar ve yaşayan bir şehir.

Sahil şeridi, Kuşadası’nda görülmesi gereken yerlerin en başında. İçinde halka açık hizmet veren Mavi Bayraklı Kadınlar Plajı’nda bulunan uzun sahil hattı, keyifli yürüyüşlerin vazgeçilmez adresi. Yine sahil şeridinde bulunan Kuşadası Limanı, ağırladığı konukları bakımından önemli. Türkiye’nin en önemli kruvaziyer limanlarından biri olan Kuşadası Limanı’nda her an dev boyutlarda bir kruvaziyer gemisine rastlayabilirsiniz.

Sahil şeridinde irili ufaklı pek çok kafe ve restoran ile hem yöresel

yöresel lezzetlerin, hem de dünya mutfağının en leziz örneklerini tadabilir, denize nazır bir manzarada dostlarınızla keyifli sohbetlerde bulunabilirsiniz.

Kuşadası’na büyük emek veren Osmanlı dönemi sadrazamı Öküz Mehmet Paşa’nın 1618 yılında yaptırdığı, Kuşadası’nın önemli bir sembolü olan kervansaray, limanın hemen karşısında. Bu kervansaray ile başlayan çarşı ise hem kruvaziyer yolcularının hem de ziyaretçilerin büyük ilgi odağı. Çarşı boyunca irili ufaklı pek çok dükkanda el emeği ürünleri de ünlü markaların ürünlerini de uygun fiyatlara satın alabilirsiniz.

Çarşıda gezerken bakışlarınızı gökyüzüne çevirdiğinizde tek şerefeli bir minare ile karşılaşacaksınız. Kaleiçi Camii, Kuşadası’nda bulunan en eski cami olarak bilinir. Yine Öküz Mehmet Paşa tarafından 1618 yılında yaptırılan bu camideki Osmanlı esintisi hemen kendini belli ediyor.

Kuşadası’na adını veren ve ilçenin sembolü olan Güvercin Adası, ana karaya bir mendirek ile bağlanıyor. Ada üzerinde bulunan ve tarihi Bizanslılara kadar uzanan kalenin içine girdiğiniz zaman Kuşadası’nda olduğunuzu hissedersiniz. Kuş cıvıltılarıyla renklenen kaleden hem Kuşadası’na genel bir bakış atabilir hem de bu tarihi eserin içerisinde keyifli zaman geçirebilirsiniz.

Çarşıdan yukarıya çıkıp Kuşadası’nın eski şehir olarak adlandırılan bölümüne girmenizle birlikte çiçek kokularının sizi karşılaması hiç de süpriz olmayacak. Buradaki tarihi evler, Ege mimarisinin en güzel taş ustalığı örneklerini yansıtır. Arnavut kaldırımlı dar sokaklarda her an karşılaşabileceğiniz ilgi çekici bir renk cümbüşü ile şaşırmaya hazır olun.

Efes: Uygarlıkların Beşiği
Kuşadası’na yaklaşık 30 kilometre mesafede bulunan Efes Antik Kenti, tarihin ve medeniyetin canlı bir örneği olarak karşımızda duruyor. Kuruluşu milat öncesine dayanan bu kente adımınızı attığınız andan itibaren Helen ve Roma dönemlerinde gezinmeye başlıyorsunuz.

Efes’in en bilinen sembolü Büyük Tiyatro bütün ihtişamıyla karşılıyor sizi. Dönemin halklarının büyük bir coşkuyla tezahürat yaptığını duyuyorsunuz adeta. Her taşın üstünde bir detay görmek mümkün Efes’te.

Şimdiki pazar yerlerine denk gelen Agora’daki satıcılar geliyor gözünüzün önüne… Sonra Celcus Kütüphanesi, devasa cephesiyle karşınıza çıkıyor. 106 yılında ölen Efes Valisi Celcus’un anıt mezarının üstüne oğlu tarafından yaptırılan kütüphanenin merdivenleri, şimdi dinlenmek için oturan ziyaretçilerle dolu.

Celcus Kütüphanesi’ne veda edip yukarı doğru yürüyoruz. Hemen sağımızda üstü ve yanları korumaya alınmış bir site dikkatimizi çekiyor. Yamaç evlerdeyiz. Efes’in tamamına hakim bir yamaca kurulan olan bu oturma birimlerindeki detaylar tüylerimizi ürpertiyor. Günümüze kadar korunmuş  fresklere ve mozaiklere bakınca, o günlerdeki yaşamı hayallerde kolaylıkla canlandırmak mümkün.

Bir Saklı Bahçe: Meryem Ana Evi
Efes’in üst kapısından ayrıldıktan sonra yaklaşık yedi kilometrelik bir tırmanma şeridiyle ulaşılıyor Meryem Ana Evi’ne. Hristiyan inanışına göre hac ibadetinin yapıldığı bir yer olan Meryem Ana Evi, Bülbüldağı’nda yüzlerce yıldır ayakta duran köklü ağaçlar ve yemyeşil bir bitki örtüsünün içinde huzur dağıtan bir mekân.

Burayı sadece Hristiyanlar değil, her dinden ve inanıştan insan ziyaret ediyor. Neredeyse tüm dünya dillerini görebileceğiniz dilek duvarının ötesine geçince şifalı olduğuna inanılan kaynak suyunu içebileceğiniz çeşmelere varıyorsunuz.

Dinler Mozaiği
Selçuk’a döndüğümüzde ilk gözümüze çarpan detay, tepedeki kale oluyor. Ayasuluk Tepesi, ilk Efes yerleşimlerinden biri olarak biliniyor. Tepeye çıktığımızda ise iç içe geçmiş bir tarih karşılıyor bizleri. Üç farklı medeniyetin kullandığı Ayasuluk Kalesi’nin içinde ise St. Jean Bazilikası bulunuyor. Hz. İsa’nın arkadaşlarından ve havarilerinden St. Jean’ın burada yaşadığına inanılır. Vefatından sonra bu tepeye gömülen St. Jean’ın mezarı üzerine bugün kalıntılarını gezdiğimiz altı kubbeli bir kilise inşa edilmiştir.

Dilek Yarımadası
Kuşadası’ndan yaklaşık 25 kilometre uzaklıktaki Büyük Menderes Deltası – Dilek Yarımadası Milli Parkı’na girdiğiniz andan itibaren inanılmaz bir doğa manzarası ile karşı karşıya kalıyorsunuz. İçinde yeşilin ve mavinin her türlü tonunu buluşturan bu milli park, birbirinden güzel koyları, kanyonu, yürüyüş parkuru, botanik zenginliği ve hayvan çeşitliliği ile adeta bir cennet köşesi. Park boyunca inanılmaz manzaralar eşliğinde gezinizin keyfini çıkarabilirsiniz.